© 2020 İpek Gökozan

Bebekler ve Uyku Yazı Dizisi 1. Bölüm

Söz konusu bebekler ve uyku olduğunda kafalar karışıyor. Bir yandan uyku eğitimleri, bir yandan tamamen doğal ebeveynlik stilini savunan uzmanlar uyku konusunda farklı görüşler bildiriyorlar. Gelin hep birlikte uyku meselesini bir çözüme kavuşturalım.

Her şeye başlamadan önce, bebek uykusunun normal fizyolojisi hakkında bilgilenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Neyin normal olduğunu bilmeden, ortada bir sorun olup olmadığına dair fikir yürütmenin bir anlamı yoktur, değil mi?

Bütün insanlarda, beyin sapı ve beyindeki hipotalamus denen bölge uyku ve uyanıklıktan sorumludur. Bu bölgelerde, 24 saatlik sürede uyku ritmi oluşur. Yani gece uykumuzun gelip, gündüz uyanık olmamızı bu bölgelerin sağlıklı işleyişine borçluyuz. Yeni doğanlarda böyle bir düzenli uyku ritmi yoktur. Yani “gece boyunca uyku” ifadesi epeyce yanıltıcıdır. Bebekler, gece ve gündüz arasındaki farkı bir süre algılayamazlar. Günlük uyku ritminin oluşması da, tıpkı yürüme veya konuşma becerileri gibi zamanla gelişir ve hiçbir kuvvet bu ritmin biran önce oluşmasını hızlandıramaz. Bebek büyüdükçe, uykuları da beyin gelişimiyle bağlantılı olarak düzene girer. Yapılan araştırmalar, bebeklerin 4 aylık olana kadar gece-gündüz farkını tam olarak algılayamadığını bize göstermektedir (1). Bu nedenle bebeğin odasına kara kara perdeler takmak ilk 4 ay bir işe yaramaz sevgili ebeveynler J

Uyku, ağırlıklı olarak REM ve NREM adı verilen iki bölüme ayrılır. REM uykusu aktif uykudur, rüyalar bu uykuda gerçekleşir ve beyindeki tüm nöronlar aktif olarak çalışır; yani beden kasları hareketsiz dururken beynimiz son sürat çalışmaya devam eder. NREM adı verilen uyku ise sakin uykudur. Bu sakin uykunun da çeşitli aşamaları vardır, ancak bunlardan bahsederek kafanızı daha fazla karıştırmak istemiyorum. Uykuya daldığımızda bu REM ve NREM adı verilen uykular birbirini sabah uyanana kadar takip eder. Biri biter, diğeri başlar; biri biter diğeri başlar. Bebeklerde ilk 3 ay yukarıda bahsettiğim aktif uyku 20 dakika kadar sürer, sonraki 20 dakika ise sakin uykudur. Yani bebeğin ilk 3 ayında altı ıslanır, karnı acıkır veya üşürse 20 dakikada bir uyanması gayet normaldir. 3-6 ay arasında artık uyku ritmi oturmaya başlar ve gece-gündüz ayrımı olur. Uyanma süreleri 40 dakikada bire çıkar. 6-12 ay arasında bebeğin günlük ritmi neredeyse bir yetişkininki gibi olmaya başlar ve uyku saatleri anne babalarınkiyle paralel gidebilir. Teoride daha az sıklıkta uyanmaya başlayabilirler, ancak pratikte dişlerin çıkması veya ayrılık anksiyetesi gibi nedenlerden ötürü yine gecede 3-4 defa uyanabilirler. 1-2 yaş arasında artık gün içinde uyuma ihtiyacı azalır. Gece uykuları kesinti olmadan devam edebilir; ancak yine de gecede 1-2 kez uyanması doğaldır. 2-3 yaş arasında çocuk artık gündüz uyumasa da olur. Biyolojik olarak kesintisiz uyuyabilir, ama anaokuluna başlamak veya kardeşin gelmesi gibi psikolojik nedenler kesintisiz uykuyu engelleyebilir.

Gelelim bebekleri gece boyu kesintisiz uyutmak için uygulanan tekniklerin olumsuz yanlarına…

Kontrollü ağlatma denen teknik bence en kaçınılması gereken tekniktir. “Bırak, ağlasın alışır” gibi bir mantık kesinlikle söz konusu değildir. Gece ağlatılmaya bırakılan bebeğin duygusal ve fiziksel ihtiyaçları karşılanmamış olur ve ilerleyen zamanlarda ebeveynlerine ve diğer insanlara karşı ciddi bir güven sorunu yaşar. Duygusal sorunların temeli atılmış olur. Bunu iyi niyetle bile yapmış olsanız, çocuğunuzun akşam onu neden ağlatmaya bıraktığına dair bir mantık kurmasını bekleyemeyiz; zira beyin gelişimi bunu anlamlandırması için uygun değildir. Çocuk kendini yalnız ve terk edilmiş hisseder ve kendini sakinleştiremez. Kontrollü ağlatma kısa vadede çocuğa ağlamamayı öğretse de, uzun vadede sıkıntılı olduklarında çevrelerinden destek istememeyi öğretir. Bu da içe kapanık ve duygu paylaşımı yapmayan birey gelişiminin temelini atar.

Uyku saati belirlemeye çalışma da işe yaramaz. Yukarıda bahsettiğim gibi, uyku ritmi beyin tarafından belirlenen bir şeydir, dış faktörler beynin işleyişini yönetemez. Bu nedenle çocuğun uykusu gelmeden (özellikle ilk 18 ayda) gece yatırmaya çalışmak onun bedenine dair olan kararları sizin aldığınızı ve onun beyin işleyişine bile sizin karar verdiğiniz mesajını verir. “Bedenin hakkında senden daha çok bilgiye sahibim, şuan uyuman gerektiğini düşünüyorsam diğer ihtiyaçların bekleyebilir” mesajını alan çocukta öfke sorunları kaçınılmaz olur.

Kendi kendini sakinleştirme efsanesi gerçekten şaşırtıcıdır. Kendini sakinleştirebilme, yani duygusal öz düzenleme 5 yaşına kadar gelişmez. Bu nedenle kendi kendine uyumaya bırakılması, ağlayıp ağlayıp sakinleşmesinin beklenmesi hiç gerçekçi değildir.

Uyku eğitimini bir uzman olarak önermiyorum. Bir bebek uyku eğitimi ile ağlamamayı ve kendiliğinden uykuya dalmayı öğrendiğinde onun gerçekten uykuya mı daldığını; yoksa yalnız bırakılmanın ve ağlamalarına cevap alamamanın getirdiği stresle içine kapanıp artık yalnız bırakılmaya vermesi gereken normal tepki olan ağlamayı mı kestiğini bilemiyoruz. Uyku eğitimiyle uyuyan bir bebek sonunda uyuduysa uyuduğu uyku normal bir uyku mudur, yoksa sağlıksız uyku mudur emin değiliz. Bu konuda ne yazık ki çok az araştırma vardır. Fakat 2012’de yapılan araştırmada, 4 ila 10 aylık bebekler arasında uyku eğitimi alıp da gece ağlamayan bebeklerin gerçekten sakinleşip sakinleşmediği incelendi. Araştırmada, uyku eğitiminde kontrollü olarak ağlatılan bebeklerin ve annelerinin stres (kortizol) seviyeleri ölçüldü. Çocuk uyku eğitimi ile artık ağlamadığı halde kandaki kortizol seviyeleri en az uyku eğitimi almadan önceki ağlayan halindeki kadar yüksek çıktı. Yani artık ağlamasalar bile bebekler hala stresliydiler. Kendilerini sakinleştirememiş, sadece yardım istemeyi bırakmışlardı. Annelerin ise artık bebek ağlamadığı için stres seviyesi azalmıştı. Araştırma sonucunda görüyoruz ki, anneler bebeğinin artık ağlamadığını gördükleri için rahatlıyorlardı ancak bebekler stresli kalmaya devam ediyorlardı (2). Hatta ilerleyen zamanlarda bu bebekler uyanık oldukları zamanlarda daha huzursuz ve sık ağlayan bebekler oluyorlardı.

Bu satırları okuduktan sonra uyku eğitimine karşı fikriniz az da olsa değiştiyse, aklınızda “Peki doğru uyku ipuçları neler?” sorusunun olduğunu tahmin edebiliyorum. Bir sonraki yazıda da buna değiniyor olacağım. O zamana kadar bebeğinizle neşeli ve oyun dolu günler dilerim.

Referanslar:

  1. Mirmiran, M., Maas, Y.G., Ariagno, R. L., “Development of fetal and neonatal sleep and circatdian rhythms”, Sleep Med Rev., 7 (4) (2003), s. 321-34.

  2. Douglas, P. S., Hill, P. S., Hill, P. S., “Behavioral sleep interventions in the first six months of life do not improve outcomes for mothers of infants :a systematic review” J Dev Behav Pediatr., 34(7) (2013), s.497-507.